Ötelemek ve Cesaret Arasındaki İnce Çizgi

Cesaret içimizdeki kutsal bir armağandır, bizi ötelemekten alı koyup harekete geçiren ve özgürleştiren bir mucizedir.

“Hayat Aç Kapılarını Ben Geldim”

Cesaret kendine sirk aynasında, aldatan yansımalarla değil; olduğun sana bakabilmeyi sağlayan en büyük hazinendir. Cesaret insan olabilme yolculuğunda en büyük yoldaşındır.

Cesaret ile kendine bakıp, çıplak seni; yargılardan, değerlendirmelerden, geçmiş yaşanmışlıklardan, pişmanlık ve zaferlerden arındırarak kendine sadece kendine tüm açık yürekliliğinle bakabildiğinde işte orada SEN’i görür, gerçek Sen ile buluşursun.

Ve sen, sen ile baş başa tüm çıplaklığınla olabildiğinde cesaretin yol göstericiliği ile özgürleşmeye başlarsın.

Bu an; kendi kendine itirafların başladığı, kendine ve çevrenin sana koyduğu tüm sınırları fark ettiğin An’dır.  O esnada Sen tekrar ortaya çıkmaya, ihtiyaçlarını söylemeye,  sana yol göstermeye başlar. O yol ise sadece sana ve sadece sanadır. Değeri paha biçilmez olan, Sen’e yolculuktur o. Arınma, affetme, kabul etme, bağışlama, maskelerden sıyrılma ve kendini özgürleştirme anıdır.

Biz cesaretle özgürleşmeden ötelemek ile cesaret arasındaki ince çizgiyi fark edemeyiz. Önce ama en önce benle buluşmak, onu kabul etmek, affetmek, onu dinlemek, ihtiyaçlarını duymak, hayallerine eşlik etmek gerekir. Bunları atladığımız zaman “MIŞ” gibi bir yaşam, verilmiş görevler, yapıştırılmış etiketler ve ben dışı herkese hizmet eden house keeping ben olurum. Bu mudur? Benin benden istediği? Bu mudur? Varoluş amacı? Bu mudur yaşadığı, tükettiği, harcadığı yaşamın anlamı, karşılığı?

İşte cesaret “BEN Kimim? ve Ne İstiyorum?” ile devreye giriyor? Bu o kadar güçlü bir soru ki!!!

Cesaret başka bir bilinç aşamasıdır, aydınlanmadır. Kabulün devreye girdiği,  olduğun Sen olabilmek ve ona sahip çıkmaktır. Kendini SEVGİ ile kabul edebilme ve kendine saygı duyabilmektir.

Ben Kimim ve Ne İstiyorum? Sorusunun sana getireceği hediyelere bir bakar mısınız lütfen. Düşünsenize özgün ve açık sözlü olacak, kendinizi maskelerden arınmış halde olduğunuz gibi gösterecek kadar özgür olduğunuzu… Poz yapmadan, ortama uyum sağlama yorgunluğuna girmeden, duygularınızı ve inançlarınızı saklamadan; Özgür olabilmek.

Evet, haklısınız! Bugüne kadarki öğretilerimiz zor olacağına, bedeli olacağına dair güçlü inançlar geliştirtmiş bizlere.

Şöyle düşünün, o cesareti göstermeden “Hayatta Ötelemeye” ve “MIŞ” gibi yaşamaya devam etmek istiyor musunuz? Ötelemek, yarına bırakmak, çocukların okulu bitsin, terfi alayım, evin / arabanın borcu bitsin,  başladığım proje bitsin, emekli olunca, yani liste uzayıp gidiyor… Liste uzarken yaşam da akıyor, üstelik MIŞ gibi bir yaşam.

Neleri öteleriz? Ötelediklerimiz genelde başlamamak için bahane ürettiğimiz, yapmaktan çekindiğimiz, bazen korktuğumuz şeyler değil midir? Bedeli olarak düşündüğümüz karşılıklarımız elimizin altında olsa öteler miyiz? Cesaretimiz olsa öteler miyiz? Gerçekten bugüne kadar neleri ötelediğinize bir baksanız, o hal içinde CESARET var mı? Olsa öteler miydiniz?

Oysa yaşamak çok güzel, hele tam da istediğin gibi, özgür sen olarak, cesur olarak, özgüveninle dimdik ayakta, kendinle barışık, hayallerine adımlayarak…

Cesaretle yola çıkıp ötelemekten vazgeçip geçmişi geride bırakıp yarına kapılarımızı açmaya hazır olduğumuzda küfelerimiz boşalır, omuzlarımızdaki yük hafifler ve biz “Hayat Aç Kapılarını Ben Geldim” dediğimizde bedenimiz de bize koşar adımlarla, zarafetle, şefkatle ve sevgiyle eşlik eder.

Bugün yeni bir gün, yeni bir hafta… Kendinizle baş başa kalmaya, cesaretinizi toplamaya ve sizi sizden uzaklaştıran Öteleme alışkanlığınızla vedalaşmak için CESARET’iniz yanınızda.

Siz buna değersiniz…

Haydi, bu haftanın sloganını hep beraber söyleyelim.  “Hayat Aç Kapılarını Ben Geldim”

Sevgi ve cesaretle içsel yolculuğunuzda keyifli buluşmalar diliyorum.

Sevgilerimle

Hande Mistili

Eylül 2019, İstanbul

ReGoNow

Düşünceni Bizimle Paylaş