Inkontinans - İstemsiz İdrar Kaçırma Nedir?

Bu sayfa 212 kere görüntülendi.
Responsive image

STRES İDRAR KAÇIRMA STRES İNKONTİNANS

İdrar kaçırma - mesane kontrolünün kaybı - yaygın ve çoğu zaman utanç verici bir sorundur. Şiddeti, öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda zaman zaman idrar kaçırmaktan, tuvalete zamanında varamayacağınız kadar ani ve şiddetli bir idrara çıkma dürtüsüne kadar değişebilir. İnsanlar yaşlandıkça daha sık ortaya çıksa da, idrar kaçırma yaş almanın kaçınılmaz bir sonucu değildir. İdrar kaçırma günlük yaşam aktivitelerinizi etkileyebilir, sosyal ortamlarda sizi rahatsız eder. Aslında çoğu insan için basit yaşam tarzı değişiklikleri veya tıbbi tedavi rahatsızlığı hafifletebilir veya idrar kaçırmayı durdurabilir.

İdrar kaçırma tanımının birçok çeşitleri olabilir

Stres inkontinans karın içi basıncını arttıran strese bağlı oluşan idrar kaçırma türüdür. Hapşurduğunuzda, öksürdüğünüzde, güldüğünüzde, ağır nesneleri kaldırdığınızda, egzersiz yaptığınızda veya mesane üzerine baskı uyguladığınızda idrar kaçabilir. İdrar zayıflamış ve gevşemiş pelvik taban kasları nedeniyle dışarıya sızmaktadır. Doğum sonrası ve bu bölgede geçirilen operasyonlar sonrasında oluşur. Aynı zamanda stres tipi idrar kaçırma kilolu veya obez kişilerde de sıklıkla görülmektedir.

Aşırı aktif mesane (AAM) olarak da bilinen sıkışma inkontinansı , ani, güçlü bir gitme dürtüsü hissettikten sonra idrar kaçırılmasıdır. Günde sekiz veya daha fazla kez ve gece birden fazla tuvalete gitme isteği oluşuyorsa AAM olabilir. Akan suya dokunmak, veya akan suyu duymak gitme dürtüsünü uyarabilir. Kuru AAM formunda mesane boş olsa bile gitme dürtüsü duyulabilir.

Karışık inkontinans, aynı anda hem stres hem de dürtü inkontinansının birarada görülmesidir. Bu kadınlarda daha yaygındır.

Erkeklerde daha sık görülen taşma inkontinansı , mesanenin tamamen boşaltılamadığı zamandır, bu nedenle mesane dolduğunda idrar kaçabilir. Buna zayıf mesane kasları, tümörler, kabızlık, bazı ilaçlar, diyabet veya pelvik yaralanmalar neden olabilir. Mesane sinirlerinin zarar görmüş olması, kaslarda hasar oluşması ve diyabet, felç gibi durumların sinirleri etkileyerek idrar kaçırmaya neden olması durumunu nörojenik nedenli idrar kaçırma olarak da sayabiliriz.

Fonksiyonel inkontinans , artrit gibi tıbbi bir durumlar tuvalete zamanında gitmekten alıkoyduğunda meydana gelir.


Üriner inkontinans, aşağıdakiler de dahil olmak üzere altta yatan fiziksel problemlerin veya değişikliklerin neden olduğu kalıcı bir durum olabilir

Gebelik ve doğum: Vajinal doğum, mesane kontrolü için gerekli kasları zayıflatabilir ve ayrıca mesane sinirlerine ve destekleyici dokuya zarar vererek pelvik tabanın sarkmasına neden olabilir. Sarkma ile mesane, uterus, rektum veya ince bağırsak normal pozisyondan aşağıya doğru kayabilir. 
Yaş: Tüm vücut kaslarında olduğu gibi mesane kasında da yaşlanma oluşur. Kollojen mitokontri miktarı azalır. Kasın kasılabilme yeteneği düşer, kontrol azalır. 
Menopoz: Menopozdan sonra kadınlar, mesane ve üretranın sağlıklı kalmasına yardımcı olan bir hormon olan daha az östrojen üretir. Bu dokuların bozulması, inkontinansı şiddetlendirebilir.
Histerektomi:  Bir kadının üreme sistemini içeren herhangi bir ameliyat, rahmin çıkarılması da dahil olmak üzere, destekleyici pelvik taban kaslarına, bağlarına ve fasyaya zarar verebilir ve bu da inkontinansa neden olabilir.
Prostat büyümesi ve prostat kanseri: Özellikle yaşlı erkeklerde inkontinans, genellikle iyi huylu prostat hiperplazisi olarak bilinen bir durum olan prostat bezinin genişlemesinden kaynaklanır. Erkeklerde stres inkontinansı veya ani idrar kaçırma tedavi edilmemiş prostat kanseri ile ilişkilendirilebilir. Ancak daha sık olarak, inkontinans prostat kanseri tedavilerinin bir yan etkisidir.
Mekanik engel: İdrar yolu boyunca herhangi bir yerde bulunan bir tümör, taşlar normal idrar akışını engelleyerek, aşırı akışlı inkontinansa yol açabilir.  
Nörolojik bozukluklar: Multipl skleroz, parkinson hastalığı, inme, beyin tümörü veya omurga hasarı, mesane kontrolünde yer alan sinir sinyallerini engelleyerek idrar kaçırmaya neden olabilir.

İdrar kaçırma gelişme riskinizi artıran faktörler şunları içerir

Cinsiyet: Kadınların stres inkontinansı olma olasılığı daha yüksektir. Bu farkı gebelik, doğum, menopoz ve normal kadın anatomisi oluşturur. Bununla birlikte, prostat bezi sorunları olan erkeklerde, sıkışma ve taşma inkontinansı riski yüksektir.
Yaş: Yaşlandıkça mesanenizdeki ve idrar yolunuzdaki kaslar güçlerinin bir kısmını kaybeder. Yaşla birlikte meydana gelen değişiklikler, mesanenizin ne kadar tutabileceğini azaltır ve istemsiz idrar salınımı olasılığını artırır.
Aşırı kilolu olmak: Fazla kilo, mesaneniz ve çevresindeki kaslar üzerindeki baskıyı artırır, bu da onları zayıflatır ve öksürdüğünüzde veya hapşırdığınızda idrarın dışarı sızmasına neden olur.
Sigara içmek: Tütün kullanımı idrar kaçırma riskinizi artırabilir.
Aile öyküsü: Yakın bir aile üyesinde idrar kaçırma varsa, özellikle sıkışma inkontinansı varsa, durumu geliştirme riskiniz daha yüksektir.
Diğer hastalıklar: Nörolojik hastalık veya diyabet, idrar kaçırma riskinizi artırabilir.

Üriner inkontinans tedavisi üç kategoriye ayrılır:


1- Davranışsal Nonfarmakolojik Tedaviler
2- Farmakoterapi
3- Cerrahi tedavi

Üriner inkontinans tedavisi, inkontinansın tipi ve şiddeti, eşlik eden pelvik relaksasyon olup olmadığı ve varsa bunun derecesi, daha önce geçirilmiş inkontinans ameliyatı, hastanın yaşı, tıbbi özgeçmişi, eğitim ve kooperasyon düzeyi, ürodinamik değerlendirme sonuçları ve pelvik kas gücü ölçümü gibi faktörler göz önüne alınarak planlanır. 

İnkontinans şikayeti ile bir merkeze başvurduğunuz zaman detaylı bir değerlendirmeden geçip sizin için uygun tedavi yöntemi planlanır. İnkontinans hastalarının değerlendirilmesinde başlangıçta ayrıntılı bir öykü alınması çok önemlidir. Fizik muayene, idrar tetkiki, ultrasonografi ile rezidüel idrar tayini, bilişsel fonksiyonların değerlendirilmesi, kadınlarda genital muayene, böbrek fonksiyonları, idrar kültürünü içeren laboratuar analizleri yapılmalıdır. Rehabilitasyon programının başarısı, yukarıdaki değerlendirmeler ışığında uygun endikasyonlarda hasta seçimi ile yakından ilgilidir. Bunun için başta üroloji, kadın hastalıkları ve doğum, geriatri gibi uzmanlık dalları tarafından değerlendirilerek üriner inkontinans tanısı almış hastalar rehabilitasyon programına adaydırlar. Fizik tedavi ve rehabilitasyon tekniklerinden fayda görebilecek hastalar fizyoterapist tarafından tedaviye alınır. Özellikle kadınlarda yapılan çalışmalarda, üriner inkontinansa %30 ile %46 arasında değişen oranlarda cinsel fonksiyon bozukluklarının eşlik ettiği görülmüştür. Benzer şekilde, depresyon ve kaygı bozukluğu gibi psikolojik durumlar konusunda da duyarlı olmak ve hastaya ihtiyacı olan desteği vermek gerekmektedir. Bu şekilde her yönüyle planlanmış bir rehabilitasyon programı, üriner inkontinanslı hastaların tedavisinde biofeedback ve diğer fizyoterapi yöntemlerinin başarısını ve hastaların yaşam kalitesini arttıracaktır. 

Planlanan egzersiz programları pelvik döşeme kaslarının izole olarak çalışmasına odaklanmalıdır. Ama aynı zamanda bu bölgenin farkındalığının geliştirilmesi, kadın doğurganlığının merkezi olan organların çalışması gevşemesi ve kasılması hakkında gerekli bilgilerin öğrenilmesi önemlidir. Egzersiz programı sadece pelvise değil dolaylı olarak bu bölge çalışmasını etkileyen karın sırt bacak bölgelerini de içerisine almalıdır. Gevşemeyi sağlayan yoga meditasyon teknikleri ve mindfulness çalışmaları hem fiziksel hem psikolojik iyileşmeyi sağlayabilir. 

Özlem Öner Coşkun